Atatürk uçaktan ve uçmaktan korkuyor muydu?
29 Mayıs 2008, Perşembe
Fransa Kralı 16. Louis, Wright kardeşler, Mongolfier kardeşler ve Atatürk’e aynı anda izafi edilen meşhur deyiş hangisiydi? / 1937’de Eskişehir Tayyare Alayı’nı ziyaret eden Atatürk’ün hangi sözü kayda geçti?
“İstikbal göklerdedir”
Fransa Kral 16. Louis /
Wilbur Wright (1903) /
Joseph ve Etienne Mongolfier kardeşler (1783) /
Mustafa Kemal Atatürk (1937)
Bugün Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk’ün hemen her konuyla ilgili özlü bir sözüne, o söze uygun bir mekânın duvarlarında rastlamak mümkündür. Havaalanına gittiğinizde örneğin, ‘İstikbal göklerdedir’ ifadesi ve hemen altına sarı parlak metalden imal edilmiş kabartma K. Atatürk imzasını artık kanıksamış olmalısınız. Bu sözün yazıldığı duvara da mutlaka Atatürk’ün sağ elini güneşe siper etmiş gökyüzüne bakarken ki fotoğrafı eklenir. Özlü söze destek olması açısından.
Peki, size öncelikle bu özlü sözün yani, ‘İstikbal göklerdedir’ ifadesinin asıl sahibinin ya da ilk söyleyenin demek daha doğru Mustafa Kemal Atatürk olmadığını söylesem ne düşünürsünüz?
Tamam, ama hemen bana hiddetlenmeyin canım. Bu iddianın sahibi ben değilim ki. Türk basınının önemli köşe yazarlarından Çetin Altan kaleme aldığı her beş yazısının neredeyse ikisinde bu iddiasını dillendirir. Altan’a göre Atatürk’ü hakikat olmaktan çıkartıp, onu ulaşılmaz insanüstü bir efsane kılmayı hedefleyenlerin yakıştırmasıdır bu. Tıpkı, ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ sözünde olduğu gibi.
Çetin Altan’a göre bu söz Fransa Devrimi’nin talihsiz kralı 16. Louis’e aittir. Altan yazılarında kralın 1783’de insan taşıyan balonu ilk uçuran Joseph ve Etienne Mongolfier kardeşlerin başarısını tescil için bu sözü söylediğini ifade eder durur.
Bu arada konumuzla direkt ilgili olmasa da Kral 16. Louis’in ilginç hayat hikâyesinden bir kesit vermekte fayda var; Louis henüz küçük bir çocukken garip bir genç adam ziyaretine geldi. Ziyaretçinin amacı geleceğin Fransa kralını uyarmaktı. Genç ve gizemli ziyaretçi sürekli olarak 21 sayısının Louis için çok tehlikeli olduğunu söylüyor ve ömür boyu her ayın 21´inde kralın yanında olmak istiyordu, onu ancak böyle koruyabilecekti. Louis adamdan hoşlanmadı ve muhafızları aracılığıyla onu saraydan uzaklaştırdı. Genç adam saraydan giderken 21 sayısının onu öldüreceğini haykırdı. Aradan çok uzun yıllar geçti. Meşhur Fransız devrimi patladı. Kral ve Kraliçe kaçarken Varennes Ormanında yakalandı tarih 21 Haziran 1792’ydi. 21 Eylül´de Devrim Konseyi Krallığı lağvedip, cumhuriyeti ilan etti. 21 Ocak 1793´de Kral 16. Louis giyotinle idam edildi. Acaba talihsiz kral 21 sayısının hayatındaki garip rastlantılarını fark edip kendisini yıllar önce uyaran garip ziyaretçisini hiç hatırlamışmıydı acaba? Ama geçelim konumuz bu değil.
Bir başka iddiada ise meşhur sözün yani, ‘İstikbal Göklerdedir’ ifadesinin ilk uçağı yapan Wright Kardeşlerden Wilbur’un söylediği yönünde. Orville ve Wilbur Wright kardeşler 1903’ün soğuk bir Aralık gününde Kitty Hawk’da gerçekleştirdikleri ilk insanlı uçuş ile aynı zamanda havada ağır motorlu uçaklar devrini başlatmış oldu. Elbette karşılaştırmak pek uygun değil ancak Mustafa Kemal Atatürk Türk Hava Kurumu’nun kurulması emrini 1925 yılında vermiştir.
Hoş kaynak gösteremeyen ve yazarının gerçek ismini dahi yazmaya tenezzül etmediği, internette sıkça dolaşan bir makalede bu sözün Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1937 yılında Eskişehir Tayyare Alayını ziyareti sırasında yaptığı bir konuşmada kullandığı da rivayet ediliyor. Ama dediğim gibi rivayet muhtelif tabi.
Bu karmaşa kafanızı karıştırdı değil mi? Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Gazeteci Mehmet Barlas 26 Aralık 2005 tarihinde Sabah Gazetesi’nde kaleme aldığı bir yazısını şu soru cümlesiyle bitiriyor;
“Hep merak ederim. Mesela Atatürk'ün ‘İstikbal göklerdedir’ sözünü, insan taşıyan balonu ilk uçuran (1783) Joseph ve Etienne Mongolfier Kardeşler mi, yoksa ilk motorlu ve yönetilebilir uçağı havalandıran (1903) Wilbur ve Orville Wright Kardeşler mi önce söylemiştir?” (1)
Dedim ya yalnız değilsiniz.
“ÇOCUK BU GÖRDÜĞÜN TEYYARELER VARYA …”
Günümüzde gerek resmi, gerekse alternatif olduğunu öne süren tarih metinlerinde Mustafa Kemal Atatürk’e izafi edilen sözlerin ve davranışların haddi hesabı yok. Bunlardan birisi de Atatürk’ün uçak teknolojisinin henüz yeni yeni geliştiği yıllarda söylediği ifade edilen “Teyyareler gün gelecek savaşlarda önemli roller oynayacaktır” sözü. Gerçek kimliğini gizleyen bir blog yazarının sitesinde bulunan anekdot gerçek havası vermesi için isim ve tarihlerle de süslenmiş. Bakın 1908’de neler olmuş neler?
“Atatürk uçakların henüz daha bırakın savaşlarda kullanılmasını normal günlerde bile (evet aynen bu ifade normal günlerde bile) kullanılmadığını ve birçok kimse için ölüm kutusundan başka bir şey olmayan günlerde, (cümle aynen aktarılmıştır) Fransa'da Abidin Daver'e uçaklarla ilgili şöyle demiştir:
‘Teyyareler gün gelecek savaşlarda önemli roller oynayacaktır’
1908 yılında söylenen bu söze Abidin Daver hiç aklına yatmadığını itiraf etmiştir. Çünkü o yıllarda uçağın savaşta kullanılması akıllarda dahi yok gibi bir şeydi.” (2)
Meseleyi daha net görebilmek açısından yukarıda alıntı yaptığım bölüme mümkün olduğu kadar müdahale etmedim. Araya giren parantezler fazlasıyla çok olduğuna inandığım tahammül gücümün tıkandığı anlardır.
BİNMEKTEN SON ANDA VAZGEÇTİĞİ UÇAK YERE ÇAKILDI
Belki yukarıda verdiğimiz örnek kadar olmasa da Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı boyunca uçaklarla pek içli dışlı olmamasına gerekçe sayılabilecek bir olaya geldi sıra.
Mustafa Kemal, Padişah II. Abdülhamit’in saltanatı döneminde tahtın sonraki varisi olacak olan Sultan Mehmet Reşat ile birlikte Almanya'ya gitti. Gezinin gerekçesi dünyanın süratle bozulan askeri ve siyasi tablosunda Osmanlı’nın Almanya’dan yana tavır almasıydı.
Gezi programı çerçevesinde Almanlara ait askeri üsler gezilirken, bir hava üssünde misafirlerin ziyareti anısına uçaklarla havada akrobasi gösterisi yapılacağı açıklandı. Askeri üste gösteri yapacak olan uçaklardan birine Sultan Mehmet Reşat’a eşlik eden genç Mustafa Kemal’in binmesi kararlaştırıldı. Maksat gezinin ziyaretçilerin belleklerinde unutulmaz bir olay olarak kalmasıydı elbette.
Tören devam ediyordu. Sıra ziyaretçilerin gösteriye dahil olmasına geldi. Mustafa Kemal davetin ardından kendisini izleyen Sultan Mehmet Reşat’ın heyecanlı bakışları arasında uçağa doğru ilerlemeye başladı.
Ancak ne olduysa Mustafa Kemal bir anda geri dönerek uçağa binmekten vazgeçtiğini söyledi. Programı düzenleyenler ne yapacağını şaşırdı. Acaba bilmeden bir gaf mı yapmışlardı? Organizasyon komitesinden birileri genç Osmanlı subayına ısrar ettiyse de başarılı olamadı. Mustafa Kemal tüm isteklere rağmen uçağa binmeme kararından vazgeçmedi.
Mustafa Kemal alanda kendisine ayrılan yere geri dönerken, gösteri devam ediyordu. Akrobasi yapacak uçağa Mustafa Kemal yerine bir Alman subayı bindi. Uçak gösteri için havalandıktan sonra beklenmedik bir olay oldu. Gösteri uçağı havada bir süre kaldıktan sonra teknik bir arıza sonucu tören alanında yere çakıldı. Uçağa Mustafa Kemal’in yerine bindirilen Alman subayı kazada hayatını kaybetti. Mustafa Kemal bu olayın ardından kendisinin uçağa hangi gerekçeyle binmekten vazgeçtiği yönündeki ısrarlı sorulara hiçbir zaman cevap vermedi. (3)
MUSTAFA KEMAL UÇMAKTAN KORKUYORMUYDU?
‘İstikbal göklerdedir’ sözünün gerçek sahibinin kim olduğunu araştırırken bakın nereye geldik? Evet, tarih böyle bir şeydir işte. Siz detaya indikçe kabuğunu kurcaladığınız yara açılır ve kanamaya devam eder.
İşte ‘kendi tarihini kendin yaz’ türünden çiziktiren alternatif tarihçilerin bu meşhur uçak kazasını gerekçe gösterip Mustafa Kemal Atatürk’te oluşan uçma korkusu nedeniyle onun hayatı boyunca bir daha hiç uçağa binmediği yargısına inandık yıllarca. Ya da olayı kişiselleştireyim. Tarihte detayı seven ben öyle olduğunu sanıyordum. Tamam, yok olan bir imparatorluğun küllerinden yeni bir cumhuriyet kurabilirsiniz. Ama hepimiz insanız kimimiz fareden korkar, kimimiz karanlıktan. Kimimiz de yükseklik korkusu vardır. Değil uçağa binmek bahsi geçse midemiz kabarır. Yıllarca öyle inandım ben. Mustafa Kemal Atatürk 1910’da karşılaştığı bu uçak kazasının ardından bir daha hiç uçağa binmedi. Peki her tabu gibi bu da yıkılmaya mahkum değimliydi? Öyleydi elbette.
‘ATATÜRK’ÜN GİZLİ UÇUŞU’
‘Atatürk'ün gizli uçuşu’ başlığıyla Bugün Gazetesi’nde okuduğum haber doğru kabul ettiğim bir yanlışın daha ortadan kalkmasının kanıtıydı.
Atatürk her şey olup bittikten sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında kimselerin fark etmediği üç ayrı uçuşa katılmış. Yolcu olarak elbette. Bakın gizliden gizliye ‘Atatürk’ün yükseklik korkusu vardı, ömrü boyunca hiç uçağa binmedi’ tezini yıkan gerçek nasıl ortaya çıktı.
Soğuk savaş döneminde Sinop'ta bulunan radar üssüne Rus şifrelerini çözmek için geçici görevle gelen ancak aradan geçen yıllarda çok sevdiği İstanbul'a yerleşen Amerikalı kripto uzmanı Stuart Kline'in hazırladığı kitap Türk havacık tarihi olduğu kadar Atatürk’ün kişisel tarihine de ışık tuttu. Söz konusu kitaba göre, Atatürk en yakınlarından bile gizli olarak tam üç kez uçakla İstanbul turu attı. Kline, Türk Sivil Havacılık Tarihi isimli kitabını yıllardır topladığı birçok belge ve fotoğraftan yararlanarak kaleme almış. 1910–1960 yılarını kapsayan çalışmada Atatürk’ün gökyüzünden yaptığı gizli İstanbul seferleri ve bu uçuşlar sırasında neler yaşandığı anlatılıyor.
EFSANE PİLOT DELİ TAHİR
Belgelere göre, Rumeli Kavaklı efsane pilot Deli Tahir, üç kez Atatürk'ü uçağa bindirerek İstanbul semalarında gezdirdi. Kline, bu iddiayı Deli Tahir'in oğlu Mahir Maner'e dayanarak yazıyor. Mahir Maner'in Kline verdiği bilgilere göre, Atatürk 3 kez Deli Tahir'e yaveri vasıtasıyla haber gönderip uçağı hazırlamasını istemiş. Florya'dan yanında sadece yaveri ile Yeşilköy havalimanına giden Atatürk, ilk kez uçağa bindiğinde biraz heyecanlanmış.
BOĞAZ’A HAYRAN KALMIŞ
Uçuşların yaklaşık birer saat sürdüğünü ifade eden Kline, uçuş bitiminde yaverin, Ata'yı tekrar uçağın indiği pisten alıp Florya'da bulunan evine götürdüğünü ifade ediyor. Gezi sırasında Atatürk'ün en çok Boğaz ve Adalar’ın görüntüsüne hayran kaldığı belirtiliyor. (4)
TARİHÇİ AFYONCU UÇAK GEZİLERİNE İNANMADI
Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı boyunca uçağa bindiğine dair bir bilginin resmi kayıtlarda olmadığını öne süren Tarihçi Erhan Afyoncu, yukarıda da detaylarıyla anlattığımız Almanya seyahatinin ardından Atatürk’ün uçağa binmediği konusunda ısrar etti. Afyoncu Bugün Gazetesi’nin, ‘Atatürk’ün gizli uçuşu’ başlığıyla tanıtımını yaptığı Amerikalı Kline’nin kitabındaki bilgilerin gerçek dışı olduğunu söyleyerek, “O olaydan sonra Atatürk'ün hiç uçağa bindiğine dair bir bilgi ortaya çıkmış değildir” dedi. (5)
KAYNAKÇA:
Mehmet Barlas, Sabah Gazetesi, 26 Aralık 2005
http://wampirsifen.bloggum.com/yazilar/tag/kehanet/
gizlitarih.com, Atatürk’ün gizemi
Stuart Kline, Türk Sivil Havacılık Tarihi
Bugün Gazetesi 25 Ağustos 2007 Cumartesi
|